diyorum ki

kitaplar, fikirler, olaylar, yorumlar…. Sözüm olan herşeyy.

gezgin

gezgin

 

kendimin ellerinden tutunca

içimden nehirler gibi akmak geliyor yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor geberesiye içip salaş meyhanelerdeburalardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor

                                          Yılmaz Odabaşı

 

Alıp başınızı gitmek istediğiniz oldu mu hiç? Sadece sıkıntıdan, durağanlıktan bıktığınız için değil, yeni yerlere, yeni yüzlere, güzelliklere, dünyanın başka yerlerinde başka hayatlara olan merakınız yüzünden gitmek isteğiniz.

Rüyamızda “seyahat ya Resulallah” diyen Evliya Çelebi kadar olmasa bile içimizde yol, yolculuk, yeni yerler görme isteği var galiba. Kimi zaman bunu tatil, dinlenme, memleket ziyareti, gurbetteki akrabayı görme gibi örtülere büründürsek de temelde bir gezgin içimizde bir yerlerde biz dürtüyor. Vakit, nakit vesaire gibi imkanlarımız elverdikçe gezmek görmek isteğimizi gidermeye çalışıyoruz. Ancak çoğumuzun bunları sağlamaktan uzak olduğu da aşikar. Ama üzülmemek lazım bizim yerimize gezip görenler, gezdiklerini, gördüklerini, yiyip içtiklerini kendilerine saklamayıp bizlerle paylaşanlar var. Seyahatnameler her zaman ilginç gelmiştir. Şimdi bunların yanında çeşitli gezi, tatil, coğrafya, arkeoloji, fotoğraf gibi konularda yayın yapan dergiler, çeşitli televizyon programları, belgeseller merakımızı bir nebze olsun gidermenin yeni yolları.

Tam da yaz sıcağında tatil düşleri kurarken rastladım bunlardan birine. Daha önce raflarda gördüğüm ama içini karıştırmadığım, okumadığım bir dergiyi bu kez elime aldım. Kapağındaki eski İstanbul fotoğrafı mıydı beni çeken yoksa fotoğrafın altında içindekileri belirten yazıdaki memleketimle ilgili gördüklerim mi bilmiyorum. Ama galiba hem İstanbul hem de Kars bir araya gelince kaçınılmaz gerçekleşti; kasaya ödeme yapılmış ve soğuk bir şeyler içerken okumak için yolculuk J başlamıştı. “Gezgin” dergisinden bahsediyorum, yeni sayılabilecek aylık bir dergi, temmuz sayısı 6. sayı; üstelik 3. sayısını da yanında hediye veriyor. Gerçi vitrinlere çoktan dergilerin Ağustos sayıları çıkmaya başlamıştır ama acele ederseniz bu ay ki sayıyı da yakalayabilirsiniz. Kim bilir belki de yeni sayısında da eski dergilerden ek olarak veriyorlardır.

Dergi çok güzel fotoğraflara yer veriyor, baskısı, sayfa kalitesi göz doyurucu. Muhtevası da geri kalır değil. “Aylık Gezi Kültürü Dergisi” üst başlığını taşıyor. Temmuz sayısında Kars’a yolu düşmüş Gezgin’in. Memleketimden insan manzaralarının yanı sıra Kars ve Anı’dan ilginç kareler görüyoruz. Ortaokul ve liseyi okuduğum binanın altına sadece bir kamu binası yazmalarına kızdım biraz ama yine de iyi fotoğraftı. Dergi önemli bir hazineyi paylaşıyor bu sayısında: Sultan II. Abdülhamid’in fotoğraf koleksiyonunu. Osmanlı coğrafyasını özellikle İstanbul’u gözler önüne seriyor bu fotoğraflar. Ayrıca fotoğrafçılığın ülkemizdeki tarihi ile de ilgili oldukça önemli bilgiler var yazıda. Diğer bir konu ise İstanbul’daki müzeler. Derginin dediği gibi İstanbul bir müzeler şehri. Oyuncak müzesinden tutunda karikatür müzesine pek çok seçenek mevcut. Tabi tarihi eserleri düşünürsek aslında şehrin kendisinin doğrudan doğruya bir açık müze olduğunu söyleyebiliriz. Mimarimizin önemli unsurlarından olan kubbeler diğer bir dosya konusu. En güzel kubbe örneklerinin fotoğrafları eşliğinde güzel bir değerlendirme yazısı okuyoruz. İlginç ve heyecanlı bir bölüm olmuş raftinge ayrılan sayfalar. Bir an kendinizi bırakırsanız Fırtına deresinde botta gidenin siz olduğunu sanabilirsiniz.

Dergiyle hediye edilen üçüncü sayısı kapak konusunu lalelere ayırmış. İstanbul’un yeniden bir lale şehri olmasının heyecanını duyuyoruz konu ile ilgili sayfalarda. Ayrıca lalenin geçmişi, ülkemizde ve tarihimizdeki önemi gibi konulara değinilmiş yazıda. Alsında laleler üzerine hazırladığım ancak bir türlü sonlandıramadığım bir yazım ve bu yazıda yer almasını istediğim arkadaşımın çektiği güzel lale fotoğrafları yüzünden biraz kıskandım bu yazıyı. Dergi bu sayısında bizi çok uzaklara Bangkok’a götürüyor. Ardından bir solukta Hasankeyf’e varıyorsunuz. Yine bir İstanbul güzellemesi var: Çiçek İstanbul. İstanbul’da çiçeğin yeri, çiçek isimleri verilen sokaklar gibi ilginç konulara değinmiş. Sadece binalarla ilgilenmiyor dergi, aynı zamanda tabiat ve tabiat sevgisine yer veriyor. Bu sayıda bir mikoloğun yani mantarbilimcinin gözünden tabiatın ilginç güzellikleri mantarlar ve mantar bilimi hakkında bilgiler alıyoruz. Şifalı bitkiler ve İstanbul’un nazlı kuğuları vapurlar hakkındaki yazılar da dikkate değer.

Müsaadenizle ben yolculuğa pardon dergiye geri döneyim.

 

Not: Türk Edebiyatı Dergisi’nin yeni sayısı da edebiyatımızda yol, yolcu ve yolculuğa dair. Yolumuza, yolculuğumuza edebi tatlar eklemek keyfimizi daha da arttırabilir.

Temmuz 29, 2007 - Yazan: gokmen36 | dergiler | | Yorum yapılmamış

Yorum yapılmamış »

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın